Kaç Farklı Mirasçı Vardır?
Mirasçı, miras bırakanın hak ve alacaklarına halef olan kişiye denir. İki tür mirasçı vardır. Bunlar; yasal mirasçı ve atanmış mirasçıdır. Yasal mirasçı; kanun gereğince mirasçı olan ve kanunda gösterilen kişilerdir. Yasal mirasçılar; altsoy-üstsoy, eş ve kardeştir. Atanmış mirasçı ise mirasbırakanın ölümüne bağlı tasarrufu ile yani vasiyetname veya miras sözleşmesi ile tayin ettiği mirasçıdır. Burada ölenin iradesi ve irade beyanı etkili olmaktadır. Yasal mirasçılık kanuna dayandığı ve kanundan doğduğu halde, atanmış mirasçılık mirasbırakanın iradesinden doğmaktadır.
Miras Hukuku İlkeleri Nelerdir?
1-) Kanuni Mirasçılık İlkesi
Miras hukukunda kanuni mirasçılık kuraldır; paylaşımda öncelikle kanuni mirasçılara bakılır, son mirasçı ise devlettir. Miras ortada kalmaz, herkesin mutlaka kanuni mirasçısı vardır.
2-) Külli Halefiyet İlkesi
Külli halefiyet, bir kimsenin intikale elverişli olan malvarlığının hukuki bir olay neticesinde bir bütün olarak kişi ya da kişilere geçmesidir. Külli halefiyete ilişkin kurallar emredici niteliktedir.
3-) Miras Ortaklığı İlkesi
Miras ortaklığı ilişkisi, kanundan kaynaklanır ve ölüm anından itibaren başlayıp paylaşıma kadar devam eder. Bu ilişki, mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetini oluşturur.
4-) Şahsi ve Müteselsil Sorumluluk İlkesi
Mirasçıların tereke borçlarından şahsi ve müteselsil sorumluluğu söz konusudur.
Vasiyetname Nedir ve Çeşitleri Nelerdir?
Vasiyetname; mirasbırakanın son istek ve arzularını ile mal varlığının dağıtılması konusundaki isteklerini yazılı yahut sözlü olarak bildiren belgeler olup hukukumuzda ölüme bağlı tasarruf olarak düzenlenmektedir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen hükümler kapsamında mirasbırakana tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ile tasarrufta bulunabilme imkânı tanınmıştır.
Türk Medeni Kanunu’na göre vasiyet yapabilmek için ayırt eme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmak gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre 3 şekilde vasiyetname yapılabilir.
1-) Resmi Vasiyetname
2-) El Yazılı Vasiyetname
3-) Sözlü Vasiyetname
Vasiyetnameler tek taraflı olarak yapılan ölüme bağlı tasarruflardır. Dolayısıyla karşı tarafa ulaşmasına gerek yoktur. Kişi vasiyetname sayesinde ölümünden sonra kendisine ait olan malvarlığı üzerinde tasarruf özgürlüğü sınırlarında kalmak şartıyla dilediği şekilde tasarruf yapma imkânına sahiptir. Ancak vasiyetname yaparken saklı pay mirasçılarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Eğer mirasbırakanın yasal mirasçıları bulunmuyorsa mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.
Vasiyetname Nasıl Hazırlanır?
Resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenir. Resmi memur; sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Ancak kanunda bazı kişilerin resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılması yasaklanmıştır. Bu kimseler şunlardır:
1-) Fiil ehliyeti bulunmayanlar,
2-) Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar,
3-) Okur-yazar olmayanlar,
4-) Mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri
Resmi vasiyetname, hazırlanırken genellikle şu şekilde bir yol izlenmektedir;
– İlk olarak mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir.
– Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir.
– Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır.
– Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar.
– Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder.
– Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
El yazılı vasiyetname ise vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay, gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması gerekmektedir. Bu husus, kanunda düzenlenen bir şekil şartıdır. Mirasbırakan vasiyetnamenin yapıldığı tarih de dahil olmak üzere vasiyetnameyi kendi el yazısıyla yazmadığı ve imzalamadığı durumda söz konusu vasiyet geçerli olmayacaktır. İmzanın vasiyetnamenin en alt kısmına atılması gerekmektedir. El yazılı vasiyetname hazırlandıktan sonra, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.
Sözlü vasiyetname istisnai nitelikte bir vasiyetname türü olup bu vasiyetnamenin düzenlenebilmesi için; olağanüstü bir durum ve olağanüstü durum nedeniyle resmi ya da el yazılı vasiyetnamenin yapma imkanının bulunmaması gerekmektedir. Kanun’da yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık ve savaş gibi durumları olağanüstü durum olarak kabul etmesine karşın, bunlar kanunda sayılanlarla sınırlı değildir. Önemli olan söz konusu olağanüstü durumun vasiyetin yapıldığı anda mevcut olmasıdır.
Sözlü vasiyetnamede, ilk olarak mirasbırakan kişinin, son arzularını iki tanığa anlatması gerekmektedir. Mirasbırakan vasiyetinin sözlü olarak iki tanığa beyan eder. Mirasbırakanın son arzularını sözle açıklaması esnasında her iki tanığında birlikte hazır bulunması bir şekil şartıdır. Mirasbırakan son arzularını içerir beyanını açıklayarak aynı zamanda tanıklara bu beyana uygun bir vasiyetname yazmaları yahut yazdırmaları görevini yüklemektedir. Bu aşamadan sonra tanıkların izleyebileceği iki yol vardır: İlk yol; tanıklardan biri, mirasbırakan tarafından kendisine beyan edilen son arzularını içerir vasiyetini yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler. İkinci yol ise; tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, her iki tanık da vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtmeleri de mümkündür.
Miras Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Mirasçıların malvarlığını paylaşma şekilleri, mirasbırakanın vasiyetnamesi olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir. Eğer kanuni tüm şartlara uygun bir vasiyetname mevcutsa mirasa konu malvarlığı vasiyetnamede belirtilen şekilde paylaştırılır. Mirasçıların saklı payları da bu konuda önem arz etmektedir.
Mirasbırakan hayattayken vasiyetname düzenlemediyse eğer mirasın tamamı mirasbırakanın eşinin hayatta olup olmamasına göre paylaştırılır. Mirasbırakanın eşi yaşıyor ise ve alt soy (vefat edenin kişinin çocukları) ile birlikte mirasçı olursa, mirasın 1/4’ü geride kalan eşe ait olacaktır. Mirasın kalan 3/4’ü de çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılır
Eğer mirasbırakan üstsoyun sağ kalan eşi mirasbırakan kişinin annesi ve babası ile birlikte beraber mirasçı olur ise (mirasbırakanın çocuklarının olmaması durumu) ; mirasın 1/2’si sağ kalan eşin, kalan 1/2’si de mirasbırakanın annesi ve babası arasında eşit olarak paylaştırılır.
Mirasbırakan kişinin sağ kalan eşi mirasbırakanın büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte mirasçı olur ise; mirasın 3/4’ ü sağ kalan eşe verilir. Mirastan geriye kalan miktar olan mirasın 1/4’ ü de mirasbırakanın büyükannesi ve büyükbabası arasında eşit olarak paylaştırılır.
Mirasbırakan kişinin eşi de vefat etmiş ise miras eğer varsa alt soy (çocuklar yahut torunlar) arasında paylaşılacaktır. Eğer mirasbırakanın arkasında altsoy yok ise miras üst soyunda yer alan mirasçıların arasında eşit olarak paylaştırılır.
Vasiyetname Olmadan Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Mirasçılardan biri veya birkaçı miras paylaşımında kendilerine haksızlık yapıldığını ve kanuna göre paylaşım yapılmadığını iddia ediyor ise kanuni hakkını kullanarak dava açması gerekecektir. Örneğin; kız çocuğuna erkek çocuğundan daha az hak verilmek isteniyorsa haksızlığa uğrayan mirasçının dava açarak hakkını araması gerekmektedir.
Miras kalan malların ile ilgili mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa İzale-i Şuyu davası da (Ortaklığın Giderilmesi Davası) açılması söz konusu olabilmektedir. Mirasbırakılan mal ve mülklerin satılmasını isteyen mirasçılar olabilir, diğer mirasçılar da kalan diğer payları satın almak isteyebilir. Bu veya buna benzer anlaşmazlıklar çıktığında mahkeme huzurunda mirasçılar ortak olduğu mal üzerindeki ortaklığın giderilmesi işlemini yapması adına İzale-i Şuyu davası (Ortaklığın Giderilmesi Davası) açılabilir.
Reddi Miras Nedir?
Reddi miras, yasal veya atanmış mirasçıların, mirasbırakanın ölümü üzerine onun her türlü borç ve alacaklarıyla birlikte oluşan hak ve yükümlülüklerini reddetmesi olarak tanımlanabilir.
Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi gereği, yasal ve atanmış mirasçılar mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılık sıfatını kazanırlar. Mirasçılık sıfatı kazanıldığında artık mirasbırakanın borçlarından yalnız tereke ile değil, kendi şahsi mal varlıklarıyla da sorumlu hale gelirler. Mirasbırakanın borca batık olduğu durumlarda mirasçıların bundan sorumlu olmaması için mirasın reddi müessesi vardır. Mirasın reddi iki şekilde söz konusudur;
Mirasın gerçek reddi; ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan mirasçılar, mirası yazılı veyahut sözlü olarak reddedebilirler. Bu ret beyanı kayıtsız ve şartsız yapılmalıdır. Mirasın reddinin kayıtsız şartsız yapılması demek; ret beyanının hiçbir kayda ve şarta bağlanmadan direk reddedilmesidir. Aksi halde mirasçılık sıfatı devam eder. Mirasın reddi için başvuru mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine yapılmalıdır. Mirasın reddi için kanunda üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Buna göre mirasbırakanın ölümünden veya mirasçının mirasçı olduğunu öğrenmesinden itibaren üç aylık süre içinde mirasın reddi talebinde bulunması gerekir.
Mirasın hükmen reddi; mirasbırakanın ölümüyle birlikte borçlarını ödemekten aciz durumda olduğu açıkça belli veyahut mirasbırakanın borçlarını ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olması, hallerinde miras reddedilmiş sayılır. Bu iki şartın varlığı halinde mirasçıların mirası reddetmesine gerek yoktur. Bu halde, kabul ve ret için bir süre öngörülmemiştir. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi, tereke alacaklılarının açtıkları davalarda da her zaman ileri sürülebilir. Mirasın hükmen reddi davası Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir.
Kişi Mirası İstediğine Bırakabilir Mi?
Mirasbırakan, ölümünden sonra malvarlığının akıbetini düzenleme hakkına sahiptir. Kişi, vasiyet ya da mirasçı atama yoluyla istediği kişilere mirasını bırakmakta özgürdür. Kişinin tasarruf özgürlüğünün sınırı saklı paylı mirasçılardır. Saklı pay sahibi mirasçılar, Kanun’da belirlenen saklı payları oranında miras hakkına kavuşmak zorundadır. Aksi takdirde saklı paylı mirasçılar, ihlal edilen haklarını tenkis davasında ileri sürme hakkına sahiptir.
Miras Hukuku Davaları Nelerdir?
Miras hukuku kapsamında en sık karşılaşılan miras davası türlerine şunlar örnek verilebilir;
– Mirasçıların hak talep edenlere karşı hakkını koruması için açılabilen Miras İstihkak Davası
– Mal kaçırma söz konusu olduğunda açılabilen Muris Muvazaasına dayanan Tapu İptal ve Tescil Davası
– Miras sözleşmesi ya da vasiyet sebebiyle açılabilen Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası
– Davalarda bırakılan saklı payların fazla olduğuna itiraz etme amaçla açılan Tenkis Davası
– Murisin vefatı sonrası veraset belgesinde yer almayan mirasçıların açabildiği Veraset Belgesinin İptali Davası
– Miras sözleşmelerinde yaşanan ihtilaflar nedeniyle açılabilen Miras Sözleşmelerinin İptali Davası
– Mirasçılık belgesi (Verasetname İlamı) talebi davası
– Mirasın reddi davası