MİRASIN REDDİ (REDDİ MİRAS) NEDİR?
Mirasın reddi (reddi miras); mirasbırakanın ölümü üzerine yasal veya atanmış mirasçıların murisin her türlü borç ve alacaklarıyla birlikte oluşan mirasın hak ve yükümlülüklerini reddetmesidir.
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 605-618. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 599. Maddesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Bunun için kural olarak mirasçıların bir irade açıklamasında bulunmalarına ya da bir işlem yapmalarına gerek yoktur. Miras hukukundaki külli halefiyet ilkesi gereği, yasal ve atanmış mirasçılar mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılık sıfatını kazanırlar.
Mirasçılık sıfatı kendiliğinden kazanıldığında artık mirasbırakanın borçlarından sadece tereke ile değil, kendi şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu hale geleceklerdir. Mirasbırakanın borca batık olduğu durumlarda mirasçıların kendi şahsi malvarlıklarıyla borçtan sorumlu olmaması için mirasın reddi yapmaları gerekmektedir.
Mirasın reddi hakkına yasal ve atanmış mirasçılar sahiptir. (TMK m. 605) Mirasın reddi ancak mirasın intikalinden, diğer bir ifadeyle mirasbırakanın ölümünden sonra mümkündür. Mirasbırakan ölmeden önce mirastan feragat sözleşmesi yapılması mümkündür.
Mirasın reddi iki şekilde yapılabilir; Mirasın Gerçek Reddi ve Mirasın Hükmen Reddi.
MİRASIN GERÇEK REDDİ NEDİR?
TMK m.609 uyarınca, ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan mirasçıların yazılı veya sözlü olarak mirası reddettikleri yönündeki kayıtsız ve şartsız beyanlarını Sulh Hukuk Mahkemesine bildirmeleri ile miras reddedilir. Mirasın reddi beyanı herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Yazılı veya sözlü olarak mahkemeye bildirilebilir.
Mirasın reddi beyanı bizzat yapılabileceği gibi vekil aracılığıyla da yapılabilir. Bu halde vekilin mirasın reddi konusunda özel yetkisi bulunmalıdır. Tam ehliyetsiz kişiler yerine yasal temsilcisi tarafından mirasın reddi yapılır. Vesayet altındakiler için vasinin beyanının yanında Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemelerinin izni de gerekir (TMK m.463). Sınırlı ehliyetsizlerde yasal temsilcinin onayı ile ya kendisi ya da yasal temsilcisi doğrudan ret beyanında bulunabilir. Mal ortaklığı rejiminde eşlerden biri diğerinin rızası olmadan ortaklık mallarına girecek bir malı reddedemez ve tereke borca batık ise bunu kabul edemez (TMK m.225).
TMK m. 609 uyarınca, mirasın reddi beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Aksi taktirde kayda ve şarta bağlanmış ret beyanı geçersiz olacağından mirasçı mirası kazanır. Bu durumun istisnası TMK m. 614’te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar 1 (bir) ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.
MİRASIN REDDİ NASIL YAPILIR?
Mirasçı, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü olarak beyanda bulunmak suretiyle mirası reddedebilir (TMK. m. 609). Mirasın reddi beyanı, mirasın tümünü kapsayacak şekilde kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır.
MİRASIN REDDİ HANGİ SÜREDE YAPILMALIDIR?
Mirasın reddi için Türk Medeni Kanunu’nda 3 (üç) aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Buna göre mirasbırakanın ölümünden veya mirasçının mirasçı olduğunu öğrenmesinden itibaren 3 (üç) aylık süre içinde mirasın reddi talebinde bulunması gerekir. Mirasın reddi talebi Sulh Hukuk Mahkemesi hakiminin taktir yetkisi olmadan tescil edilir.
Mirasın reddi için öngörülen
3 (üç) aylık hak düşürücü süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünden itibaren, atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihte işlemeye başlar (TMK m. 606). Bu süre içerisinde mirasın reddi yapılmamışsa külli halefiyet ilkesi uyarınca miras iktisap edilmiş olur.
Resmi defterin tutulduğu hallerde
ret süresi 1 (bir) ay olarak düzenlenmiştir (TMK m. 626). Defter inceleme süresi bittikten sonra mirasçı mirası reddettiğini, resmi tasfiye istediğini veya deftere göre ya da kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan etmelidir.
Mirasın reddi ile ilgili hak düşürücü sürelerin başlangıcı şu şekillerde gerçekleşmektedir;
- Yasal mirasçılar için: kural olarak yasal mirasçılar için bu süre mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri anda başlar (TMK m. 606). Eğer mirasçılık sıfatı daha sonradan öğrenilmiş ise bu tarih başlangıç olarak kabul edilir.
- Atanmış mirasçılar için: atanmış mirasçılar için ret süresi üç aydır (TMK m. 606). Bu süre mirasçı olduklarını Sulh Hukuk Mahkemesinin vasiyetnameyi resmi olarak açması ve onlara tebliğ etmesi ile başlar.
- Sürenin uzatılması ve yeni süre verilmesi: önemli sebeplerin varlığı halinde Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi yasal ve atanmış mirasçılara verilen ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre verebilir (TMK m. 615).
- Koruma önlemi olarak terekenin deftere geçilmesi: koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi tarafından kendilerine bildirilmesi ile başlar (TMK m.607).
- Ret hakkının sonradan gelen mirasçılara geçmesi: mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer (TMK m. 608). Bu durumda ölen mirasçının yerine geçen mirasçının iki ret hakkı doğar. Bu mirasçı hem kendi miras bırakanının kendisine bıraktığı mirası ret hakkına sahiptir hem de kendi mirasbırakanına onun mirasbırakanından kalan mirası ret hakkına sahiptir. Mirasçı bu iki mirası reddedebileceği gibi sadece kendi mirasbırakanına kalan mirası da reddedebilir. Ancak mirasçı kendi miras bırakanından kalan mirası reddedip, miras bırakanına kalan mirası kabul edemez. Çünkü ilk miras, ona mirası reddetmeden ölen kendi miras bırakanının terekesinin bir parçası olarak geçmektedir.
MİRASIN REDDİ BEYANI İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?
Kural olarak miras reddedildikten sonra bundan dönmek mümkün değildir. Mirasın reddi beyanının Sulh Hukuk Mahkemesi hakimince tescil işlemi yapıldıktan sonra, mirasın reddi işlemi irade sakatlığı (yanılma, aldatma ve korkutma) sonucu yapılmışsa mirasın reddi için iptal talebinde bulunulabilir.
MİRASIN REDDİ HAKKI DÜŞER Mİ?
Mirasın reddi için belirlenen 3 (üç) aylık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra mirasın reddi artık mümkün değildir. Ayrıca 3 (üç) aylık hak düşürücü içerisinde mirasçı olarak tereke işlerine karışan, olağan yönetim dışındaki tereke işlerini yürüten ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı da artık mirası reddedemez. Bu halde, hak düşürücü süre daha dolmamış olmasına rağmen mirasın reddi artık mümkün değildir. Zira bu durum mirasçının mirası örtülü olarak kabul ettiğini gösterir ve mirasçının mirası ret hakkı sona erer. Mirasçıların tereke işlerine karışması, hakim tarafından somut olayın yani mirasçının tereke ile ilgili yaptığı işlerin özelliklerine göre değerlendirilecektir.
Yargıtay’a göre mirasçılık belgesi almak tereke işlerine karışmak olarak nitelendirilemez ve bu eylem mirası örtülü kabul anlamına gelmez.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nca dul veya yetim maaşı verilmesi tereke işlerine karışmak olarak değerlendirilmemektedir.
Yargıtay, destekten yoksun kalma tazminatının mirasçılık sıfatından bağımsız bir nitelik taşıdığın ve mirasın reddedilmiş olmasının bu tazminatın talep edilmesine engel olmadığına karar vermiştir.
MİRASIN REDDİNİN SONUÇLARI NELERDİR?
Mirasın reddi ile mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak, yani mirasbırakanın ölümü anından itibaren sona erer. Mirasın reddi yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar açısından ayrı ayrı hukuki sonuçlar doğurur.
Yasal mirasçıların mirası reddi halinde; mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak sona erer. Miras, mirası reddetmiş olan mirasçı, mirasbırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Mirası reddedenin altsoyu varsa miras payı onlara geçer, yoksa bu durumda onunla aynı zümrede mirasçı olanların miras payı artar.
En yakın yasal mirasçıların tümünün mirası reddetmesi halinde; TMK. m. 612/1 uyarınca tereke, Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir, tasfiye sonunda arta kalan bir değer varsa mirası reddetmemişler gibi hak sahibi olan mirasçılara verilecektir.
Sadece atanmış mirasçıların hepsi mirası reddederse onların payı terekeye geri döner ve bundan yasal mirasçılar yararlanır.
Mirasın, altsoyun tamamı tarafından reddi halinde TMK m. 613 uyarınca altsoyun miras payının tümü eşe geçer ve eş tek başına mirasçı olur. Altsoyun tamamı mirası reddedince miras ikinci zümreye geçmez ve eş tek başına mirasçı olur.
Atanmış mirasçıların mirası reddi halinde; mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın
yasal mirasçılarına kalır.
MİRASIN REDDİNDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Mirasın reddi beyanı, mirasbırakanın yerleşim yeri
Sulh Hukuk Mahkemesine yapılır Mirasın reddi beyanı mahkeme tarafından mahkemenin özel kütüğüne tescil edilir. Mirası ret talebinde bulunan mirasçıya talep halinde mirası reddettiğine dair bir belge verilir.
MİRASIN HÜKMEN REDDİ NEDİR?
TMK m. 602/2 uyarınca mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Mirasın hükmen reddinde, kanunda belirtilen şartların varlığı halinde herhangi bir irade açıklamasına gerek yoktur. Kanun gereği miras reddedilmiş sayılmaktadır. Bu halde kabul ve ret için bir süre de öngörülmemiştir. Mirasın hükmen reddinin tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi tereke alacaklılarının açtıkları davalarda da her zaman ileri sürülebilir.
Mirasın hükmen reddi halinde de mirasçılar mirasın açılmasıyla terekeyi bir bütün olarak kazanırlar ancak bu kazanma geçicidir. Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirasçı, mirası reddettiğini beyan etmek zorunda değildir. Karine olarak mirasçıların ret süresini susarak geçirmeleri halinde mirası reddettikleri kabul edilmiştir.
Mirasın hükmen reddinin tespiti konusunda dava açılması zorunlu olmamakla birlikte uygulamada mirası hükmen reddeden mirasçıların, tereke alacaklılarına karşı kullanmak amacıyla mahkemeye başvurdukları görülmektedir. Mirasın hükmen reddi davası olarak ifade edilebilecek bu davada görevli mahkeme
Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu dava mirası hükmen reddeden mirasçılar tarafından bilinen tüm tereke alacaklılarına karşı açılmalıdır. Bu davanın açılması için herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre yoktur.
Mirasın hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi gereği miras, kül halinde, diğer bir ifadeyle tüm hak ve borçlarıyla birlikte mirasçılara kendiliğinden geçmektedir. Mirasçılar, tereke borçlarından kendi malvarlıklarıyla şahsen sorumlu olmaktadırlar. Bu nedenle de mirasbırakanın borca batık olması halinde mirasçıların bu mirasbırakanın borçlarından sorumlu olmamaları için mirasın reddini iyi bilmeleri önem art etmektedir. Mirası reddi hakkını kullanacak mirasçıların süresi içerisinde, görevli ve yetkili mahkemeye başvurmak dahil diğer tüm yasal haklarını kullanabilmeleri için bir avukatın yardımında faydalanması tavsiye edilir.