İş Kazası Tazminat Davası Nedir
İş kazası tazminat davası, işçinin işini yaptığı sırada meydana gelen kaza nedeniyle yaralanması halinde işçinin kendisi tarafından, ölüm halinde ise işçinin hak sahipleri tarafından işverene karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Bu davalar, çoğunlukla işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi, gerekli önlemleri almaması veya denetimi sağlamaması gibi nedenlerle gündeme gelir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenin işçiyi gözetme borcu açık şekilde düzenlenmiştir. Özel hukuk yönünden işverenin sorumluluğunun çerçevesi Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi ile belirlenir. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, bedensel zarar görmesi veya kişilik haklarının ihlali söz konusu olursa zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine göre değerlendirilir.
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre iş kazası sayılan haller özetle aşağıdaki gibidir. Bu hallerde meydana gelen olay, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiriyorsa iş kazası kabul edilir.
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar
- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelen olaylar
- Sigortalının görevle işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen olaylar
- Emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana gelen olaylar
- Sigortalının işverence sağlanan araçla işe gidiş gelişi sırasında meydana gelen olaylar
Yargıtay uygulamasında olay ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması aranır. Ayrıca işveren SGK’ya bildirim yapmasa bile kanunda sayılan şartlar varsa olay iş kazası sayılabilir. Sigortalının belirli bir sigortalılık süresini tamamlaması veya prim bildiriminin yapılmış olması da iş kazasının varlığı için tek başına zorunlu şart değildir.
İş Kazasında Yargılama Usulü
İşyerinde meydana gelen her olay otomatik olarak iş kazası sayılmaz. İş kazası meydana geldiğinde işverenin yasal süre içinde SGK’ya bildirim yapması gerekir. Bildirimi işveren yapabileceği gibi işçi veya hak sahipleri de yapabilir.
Uygulamada dava açılmadan önce SGK sürecinin işletilmesi önemlidir. İş kazası bildirimi yapılmadan dava açılırsa mahkeme, davacı tarafa SGK’ya bildirim yapılması için süre verebilir. SGK incelemesi sonucunda olayın iş kazası olduğu kabul edilirse tazminat davası esasına devam edilir. SGK olayın iş kazası olmadığını değerlendirirse, mahkeme çoğu zaman önce iş kazasının tespiti için ayrı bir tespit davası açılması yönünde süre verir. SGK rapor ve tespitleri aksi ispat edilinceye kadar güçlü delil niteliğinde değerlendirilir.
İş kazası kabul edildikten sonra mahkeme genellikle şu sıralama ile inceleme yapar. Önce kazanın oluşumunda kusur oranı belirlenir. Ardından yaralanmalı kazalarda maluliyet oranı tespit edilir. Son aşamada aktüerya hesabı ile maddi tazminat tutarı hesaplanır. Manevi tazminat ise olayın özelliklerine göre hakim tarafından takdir edilir.
İşveren Kusuru Neden Önemlidir
İş kazasından doğan tazminat davalarında temel yaklaşım, işverenin kusuru oranında sorumluluğudur. Bu nedenle kazanın meydana gelmesinde işverenin alması gereken önlemleri alıp almadığı, denetimin yapılıp yapılmadığı, işçiye eğitim verilip verilmediği, risk değerlendirmesi ve güvenlik tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığı gibi hususlar bilirkişi marifetiyle ayrıntılı biçimde incelenir. İşverenin kusuru hiç yoksa, tazminata hükmedilmemesi ihtimali gündeme gelebilir.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/20594 Esas 2016/9335 Karar 07.06.2016 kararında, kusur incelemesinin iş güvenliği alanında ehil bilirkişi heyeti ile, olayın niteliğine uygun uzmanlıkta yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
İş Kazası Tazminat Davası Açma Süresi Zamanaşımı
İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında genel kural olarak 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Zamanaşımı kural olarak kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ancak iş kazası nedeniyle ceza davası açılmışsa ve ceza davasındaki dava zamanaşımı daha uzun ise, tazminat davasında da daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/5373 Esas 2019/5646 Karar 01.10.2019 kararında, sürekli iş göremezlik nedeniyle açılan tazminat davalarında zamanaşımının kural olarak olay tarihinden itibaren 10 yıl olduğu belirtilmiştir.
Maddi Ve Manevi Tazminat Davasında İstenebilecek Zararlar
Manevi Tazminat
İş kazası sonrası yaralanan işçi, kişilik haklarının ihlali ve yaşadığı acı, elem, ıstırap nedeniyle manevi tazminat isteyebilir. Ölüm halinde ise ölenin yakınları uygun koşullarda manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminat zenginleşme aracı değildir. Olayın ağırlığı, kusur durumu, maluliyet oranı, iş gücü kaybı, yaş, sosyal ve ekonomik durum gibi ölçütler dikkate alınarak belirlenir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde zarar görene, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir.
Bedensel Yaralanma Halinde Maddi Tazminat
İş kazası sonrası işçi, kalıcı maluliyet olsun veya olmasın maddi tazminat isteyebilir. Uygulamada maddi zarar kalemleri çoğunlukla aşağıdaki başlıklarda toplanır.
- Geçici iş göremezlik zararları kaza sonrası çalışılamayan dönemdeki gelir kaybı
- Sürekli iş göremezlik zararları maluliyet oranına göre bakiye ömürdeki kazanç kaybı
- Tedavi giderleri ve bakım giderleri hastane, ilaç, fizik tedavi, yardımcı cihaz ve benzeri masraflar
- Ekonomik geleceğin sarsılması mesleki ilerleme ve kazanç artışı imkanlarının azalması
Uygulamada SGK tarafından işçiye yapılan bazı ödemeler veya bağlanan gelirler, mahkemece hesaplanan tazminattan belirli şartlarda mahsup edilebilir.
Ölüm Halinde Maddi Tazminat
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre ölüm halinde istenebilecek zararlar özellikle şunlardır.
- Cenaze giderleri
- Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
- Destekten yoksun kalma tazminatı
Destek gören kişiler çoğunlukla eş, çocuklar, anne baba ve somut olaya göre destek ilişkisi bulunan diğer yakınlar olabilir.
İş Kazası Davalarında Yetkili Mahkeme
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında ayrıca iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yetki sözleşmeleri bu düzenlemelere aykırı ise geçersiz sayılır.
İş Kazası Tazminat Davaları Ne Kadar Sürer
İş kazası davaları, çoğu iş davasına göre daha uzun sürebilir. Bunun nedeni genellikle birden fazla bilirkişi incelemesinin yapılmasıdır. Uygulamada sıkça üç aşamalı bilirkişi süreci görülür. Kusur incelemesi, maluliyet incelemesi ve aktüerya hesap incelemesi. SGK süreci, tebligatlar, itirazlar ve raporların tamamlanması gibi nedenlerle yargılama süresi uzayabilir. Dosyanın niteliğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte, uygulamada birkaç yıl sürebildiği görülür.


