ECRİMİSİL TAZMİNATI TANIMI
Ecrimisil tazminatına uygulamada ve doktrinde i haksız işgal tazminatı, kullanma tazminatı gibi isimler de verilmektedir. Genel anlamı ile ecrimisil; zilyet olmayan malikin yani hukuken hak sahibi olmasına rağmen taşınır taşınmaz malını tasarrufunda bulundurmayan kişinin, malik olamayan kötü niyetli zilyetten isteyebildiği bir tazminattır. Diğer bir ifade ile kötü niyetli zilyedin ödemek durumunda olduğu tazminattır. Emsal birçok yargı kararında ecrimisil aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır. Yargıtay 8. HD. 29.03.2021 T. E: 2019/2038, K: 2906 sayılı kararı; Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)ECRİMİSİL TAZMİNATI TALEP ETMENİN ŞARTLARI
Ecrimisil tazminatına hükmedilebilmesi için zilyedin kötüniyetli olduğunun, yani hâkimiyetinin haklı bir sebebe dayanmadığının ispatlanması aranmaktadır. Bazı hallerde zilyetliğin kötüniyetli olduğu düşünülemez. Örneğin taraflar arasında bir kira akdi olması durumunda kötü niyetten bahsedilemeyecektir. Harici satış, fiilî paylaşma gibi haklı bir sebebe dayalı bir kullanım söz konusu olduğunda da kötü niyet söz konusu olmayacaktır. Bunların dışında, malikin rızası dâhilinde bir kullanım varsa, artık bu kullanım kötüniyetli sayılamaz. Yargı kararlarında ecrimisil talep edilebilmesi için, hak sahibinin zilyetliğinde olan şeyi haksız ve kötü niyetli olan zilyedin işgali ve söz konusu işgalden bir zararın meydana gelmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 31.01.2002 tarih E. 2001/8942, K. 2002/548 sayılı ilamında;“Uygulamada haksız işgal tazminatı olarak adlandırılan ecrimisile hükmedebilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, işgal eyleminde bulunan kişinin kötü niyetli olması ve bu işgal sonucu hak sahibinin zarara uğramasıdır.” Bir malın zilyetliğinin tamamen ele geçirilerek malın elde tutulması ve söz konusu malın ele geçirilmesinin hukuka uygun bir nedene dayanmaması durumunda haksız işgalden söz etmek mümkündür. Bu bağlamda işgalin haksız olmasının sebebi söz konusu fiili durumun hukuka uygun bir nedene dayanmaması ve hak sahibinin rızasının olmamasıdır. Medeni Kanun 3. Maddesi gereği; ”İyi niyetli zilyet, “haksız olduğunu bilmeyen ya da bilebilecek durumda olmayan kimseyi” ifade etmektedir. Yine Medeni Kanun 993. Maddesi gereği; Bu bağlamda iyi niyetli zilyedi bulunduğu şeyi, buna hakkı olduğu düşüncesi ile kullanan zilyet, “gerçek hak sahibine kullanma ya da yararlanma dolayısıyla herhangi bir tazminat ödemek zorunda olmadığı gibi, kullandığı ya da yararlandığı şeyin zarara uğraması dolayısıyla bu zarardan sorumlu olmayacaktır” Bu bağlamda yargı kararları uyarınca ecrimisil tazminatının gündeme gelebilmesi için bir zararın meydana gelmesi, hukuka aykırı olarak haksız ve kötü niyetli bir işgalin olması gerektiği ifade edilmiştir. Diğer bir önemli mevzu ise hak sahibi, tazminat talebini, eşyanın geri verilmesi talebiyle birlikte ileri sürebileceği gibi, bu hususta ayrı bir dava da açabilir. Uygulamada ise genelde aynı dava içerisinden müdahalenin meni ve ecrimisil talebi birlikte ileri sürülmektedir. Hak sahibinin ecrimisil talep edebilmesi için, kötü niyetli haksız zilyede karşı el atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası açmış olması zorunlu değildir. Bununla birlikte, somut olayda hak sahibinin el atmanın önlenmesi davasını açmamış olması, haksız zilyedin kullanımına rıza gösterdiği anlamına geliyorsa, bu andan itibaren ecrimisil istenemeyecek olması göz önüne alınmalıdır.ECRİMİSİL TAZMİNATI NASIL HESAPLANIR
Taleple bağlılık ilkesi gereği mahkemeler tarafın talebine göre inceleme ve araştırma yaparak karar verecektir. Uyuşmazlık konusu yerin özelliğine göre hesaplanacak yöntem de değişiklik gösterecektir. Hesaplama yöntemi uzmanlık gerektiren bir alan olduğu için mahkemeler dosyayı alanında uzman bir bilişkişiye tevdi ederek hesaplama yapmasını isteyecektir. Örneğin uyuşmazlık konusu ticari bir aracın olması hali ile tarla yahut daire olması halinde hesaplama yöntemleri farklılık gösterecektir. Ticari araç olması halinde aracın yıllara göre ortalama kazancı, daire olması halinde ise kira bedelinin emsal kira sözleşmeleri uyarınca zam oranları da dikkate alınarak hesaplaması yapılacaktır. HGK. 15.4.1972 T. E: 1969/4-1293, K: 243 (İBD. 1972/7-8, s: 671 vd.): ‘Davada açıkça ecrimisil şeklinde tazminat istemiş ve bu da kira parası esasına göre hesaplanması gereken bir tazminattan ibaret bulunmuş olduğuna göre söz konusu yıllarda işgal edilen tarlanın getireceği kira parasına göre tazminata hükmedilmesi gerekirken, istek dışına çıkılarak yerin ekilmesi halinde getireceği ortalama safi gelire göre hesaplanması gereken bir tazminattan ibaret bulunmuş olduğuna göre söz konusu yıllarda işgal edilen tarlanın getireceği kira parasına göre tazminata hükmedilmesi gerekirken istek dışına çıkılarak yerin ekilmesi halinde getireceği ortalama safi gelire göre tazminata hükmedilmesi ve kabul şekline göre de her yıl için istenen ecrimisil 4200 lira olduğu ve üç yıl ekilebileceğine nazaran 12600 liradan fazlaya hükmedilmemesi gerekli iken, istekten fazla olarak yıllık gelirin 11520 lira üzerinden hesaplanarak hüküm verilmesi keza usule aykırıdır.’ Yargıtay 5. HD. 18.06.2018 T. E: 2016/23170, K: 11997: ‘Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde taşınmazın, dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası (emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, çevre özellikleri – konumu – kullanım şekli de nazara alınarak) rayice göre saptanıp, sonraki dönemler için ise, ilk dönem kira parasına ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil bedeli rayiç değerlere göre takdir edilmelidir. Bunun için mahkemece; taşınmazın bulunduğu mevkideki diğer arsaların kiraya verilip verilmedikleri, veriliyor ise, mutad olarak nasıl ve ne şekilde kiraya verildiklerinin taraflardan delilleri sorulmak suretiyle tespit edilmesi, varsa emsal kira sözleşmeleri ibraz ettirilerek benzer (boş arsa niteliğindeki) yerlerin kamulaştırmasız olarak el atılan haksız işgal dönemindeki kira paraları, mahallinde bilirkişi heyeti ile keşif yapılıp, ilk dönem ecrimisil miktarına sonraki dönemler için ÜFE artış oranı yansıtılarak hesaplanacak rapor doğrultusunda ecrimisil miktarına hükmedilmelidir.’ Bilirkişi heyeti ile yapılacak keşif ve inceleme sonucunda ecrimisil tazminatı miktarı belirlenecektir. Bilirkişi raporu alınmadan önce mahkeme taraflara uyuşmazlık konusu mala ilişkin emsal kira sözleşmeleri sunmalarını , kurumlardan emsal kira sözleşmelerinin celbini isteyecektir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde H.M.K.nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın davaya konu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleriyle karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara üfe artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardanaz olmamak üzere takdir edilir.ECRİMİSİL DAVASINI KİMLER AÇABİLİR
Bu davayı taşınır, taşınmazlarda resmi olarak hak sahibi olan kişiler haksız zilyede karşı açmaktadır. Dava açan kişinin hak sahibi olduğunu resmi belgeler ile ispat etmesi gerekmektedir. Yurtdışında olan birinin tapulu arsasını uzun yıllar haksız şekilde kullanıp ekip biçen ve işgal eden kişiye karşı bu davayı tapu sahibi açabilecektir. Yine miras kalan taşınmazda intikal yapılmış olsun ya da olmasın mirasçılardan biri ortak malı işgal ediyorsa diğer mirasçılar işgal edene karşı bu davayı açıp tazminat talep edebileceklerdir.ECRİMİSİL DAVASINDA ZAMANAŞIMI
Ecrimisil tazminatına ilişkin zamanaşımı kira alacaklarına uygulanan 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulamaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki zamanaşımı bir def’i olduğu için, ileri sürülmedikçe hâkim, talep edilen süre ile bağlıdır. Borçlunun zamanaşımı def’ini süresi içinde ileri sürmesi gerekir, hâkim zamanaşımı kendiliğinden dikkate almaz. Zamanaşımı, dava tarihinden geriye doğru hesaplanır. Ecrimisil tazminatı davalarında, davalı tarafın cevap süresi içerisinde mutlaka zamansımı defini ileri sürmesi gerekmektedir. Aksi halde sonradan ileri sürülse dahi zamanaşımı hükümleri somut olayda uygulanmayacaktır. 4721 sayılı TMK 995.md. göre 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötü niyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmasından doğan zararı ve elde ettiği veya etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür. Zira işgal zararı, gelir getirebilecek bir yerin haksız işgali nedeni ile malikin o yerden olağan biçimde yararlanmaması yüzünden mal varlığındaki artışa engel olmaktır. Bu engel olmanın sağladığı mal varlığına girmeyen çoğalma en az kira, en çok da tam gelir yoksunluğu olarak değişebilir. Tazminatın amacı, el atma olmasaydı malikin mal varlığı ne durumda olacak idiyse o durumun sağlanmasıdır. Öte yandan 25.05.1938 gün 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, haksız surette zabt ve el altına alma(fuzuli İşgal) sebebiyle hukuksal yararları bozulan taşınmaz mal maliklerince istenebilecek ecrimisilin beş yıllık zamanaşımına bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu beş yıllık süre de dava tarihinden itibaren geriye doğru hesap edilmelidir.ECRİMİSİL DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME
Ecrimisil davalarında görevli mahkeme genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Kat Mülkiyeti Kanunu’ na tabi taşınmazın ortak alanına yapılan müdahale ve işgalden doğan ecrimisil talebine ilişkin davalar içinde Sulh Hukuk Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. HGK. 08.04.2015 T. E: 2013/18-1849, K: 1164: ‘Haksız işgal tazminatı(ecrimisil) haksız eylem niteliğinde olup genel hükümler uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gereken bir dava türüdür. Kat Mülkiyeti Kanunu’nda haksız işgal tazminatına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığından uyuşmazlığa Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanacağı dolayısıyla da sulh hukuk mahkemelerince bakılacağından söz etmek mümkün değildir. Bu durumda uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1, 2 ve 8.maddeleri uyarınca dava değeri dikkate alındığında haksız işgal tazminatı ilişkin eldeki davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davada el atmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemlerinin birlikte talep edildiği, ecrimisil talebinin elatmanın sonucu olduğu, istemlerin ayrılarak görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda belirtilen gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.’BİRLİKTE MÜLKİYETTE ECRİMİSİL VE İNTİFADAN MEN ŞARTI
Birlikte mülkiyet, hukukumuzda paylı ve elbirliği mülkiyeti olarak iki şekli ile düzenlenmiştir. Elbirliği mülkiyet genelde miras ile intikal eden mallarda görülmektedir. Uygulamada, paylı ve elbirliği mülkiyetinde ecrimisil tazminatının istenebilmesiyle ilgili uyuşmazlıklara özellikle rastlanılmaktadır. Eşya, paydaşlardan yalnız biri veya birkaçı tarafından kullanıldığı ya da işgal edildiği takdirde, diğer paydaşların ecrimisil istemeye hakları var olacaktır. Türk Medeni Kanunu Madde 693 hükmüne göre, paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilecektir. Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı veya bir kısmı üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Yararlanma ve kullanmaya ilişkin kurallar, TMK m. 693 hükmüne göre emredici hukuk kuralları değildir. Bu sebeple, paydaşlar oybirliği ile bu hususların aksini kararlaştırabilirler. HGK., T. 13.01.1982, E. 1979/66, K. 1982/1, “Paydaşlardan her biri, şeyin tahsis edildiği amaca uygun olarak bütününü, ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde kullanabilir. Fakat bu yetkinin ölçüsü, diğer paydaşların kullanma hakkına tecavüz etmemesidir; yani bu yetki, diğer paydaşların kullanıma yetkileriyle sınırlıdır. O halde, diğer paydaşların müşterek malı kullanmasına engel olucu bir davranış söz konusu olmadıkça, bir paydaşın müşterek malın tamamını tek başına kullanması bir tecavüz teşkil etmeyecektir’’ Paydaşlardan biri, maldan elde ettiği faydaları kendine hasretmiş ve malı tek başına kullanmak için diğer paydaşlardan izin almamışsa, onlara tazminat ödemekle yükümlü olmalıdır. Dolayısıyla paydaşlardan her biri, eşyayı kullanmasını engelleyen diğer paydaşlardan somut olayın özelliklerine göre, kendi payı oranında ecrimisil talep edebilecektir. İntifadan Men Şartı; İster paylı mülkiyette, ister elbirliği mülkiyetinde ecrimisil talep edilebilmesi için kural olarak, intifadan men koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Başka bir ifade ile intifadan men şartının gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre için ecrimisil talep edilemez. İntifadan men şartının gerçekleşmesi için de ecrimisil istenen süreden önce paydaş, taşınmazdan ya da gelirinden yararlanma isteğini diğer paydaş ya da paydaşlara bildirmek zorundadır. Bu bildirim şekil şartına bağlı olmasa da uygulamada genelde ihtarname keşide edilerek bu bildirim yapılmaktadır. Taşınmazda paydaş olmayan üçüncü kişinin intifadan men edilmesine gerek yoktur. Yargıtay 1. HD., T. 10.03.2016, E. 2016/2352, K. 2016/2960, “Somut olaya gelince, ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususundaki araştırma ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Hâl böyle olunca; davacı şirket tarafından davalıya çekilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki dönem ile ilgili olarak intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, anılan dönem için intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinin tespiti halinde ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisilin hüküm altına alınması gerekeceğinin gözetilmesi, öte yandan ecrimisil hesabı yönünden yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir.” Yargıtay, paylı ve elbirliği mülkiyetinde ecrimisil talep edilebilmesi için intifadan men şartının gerçekleşmesi gerektiği görüşünde olsa da, yerleşik kararlarında bu kuralın istisnalarına da yer vermektedir. Bunlardan bir kaçına örnek verecek olursak;- Mesela Hazine, kamu kurumları, vakıf malları ve kayyımla idare edilen mallar için,
- Kendiliğinden yetişen doğal ürünlerin toplanması (doğal semere elde edilmesi) suretiyle gelir elde edilen çaylık, zeytinlik, üzüm bağı77, fındık bahçesi78 vs. gibi nitelik taşıması veya kira geliri79 gibi hukuki semere getiren taşınmaz olması durumunda,
- Taşınmazı kullanan malikin diğer maliklerin hakkını inkâr etmiş olması ya da harici taksim veya fiili taksim yapılmışsa,
- Paydaşların biri tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önceden el atmanın önlenmesi davası veya ortaklığın giderilmesi davası açılması ya da paydaşın payına düşen ecrimisil veya kira bedelinin tahsiline ilişkin icra takibi yapılmış olması durumunda,
- Muvazaa veya diğer yolsuz tescil nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davalarında; muris muvazaasında murisin ölümü, diğer yolsuz tescil hallerinde intifadan men şartı aranmamaktadır. Bu durumların olması halinde zamanaşımı süreleri göz önüne alınarak ecrimisil tazminatı talep edileblecektir.
